Tüm Türkiye 16 Nisan'da 18 maddelik Anayasa Değişikliği tasarısının halka sunulacağı referanduma kilitlenmişken ülkenin bir çok sorunu göz ardı ediliyor. Başta ekonomi olmak üzere, sosyal kutuplaşma, polis ve askeri kurumların bozulması, eğitim sisteminin neredeyse çökme noktasına gelmesi yani bir devleti devlet yapan temel değerlerin yok olmaya yüz tutması sanki kimseyi ilgilendirmiyor gibi. Seçimler modern devletler için bir kan tazeleme şeklinde geçer ancak Türkiye gibi üçüncü dünya ülkelerinin seçim dönemi kanlı bıçaklı oluyor. Çok değil 7 Haziran seçimlerinde hükümet kurulamayınca yoksullara yardım, asgari ücrette artış, gençlere iş vaatleri hava uçuşuyordu. O günkü havanın sebebi iktidar sevdasıydı ama 16 Nisan referandumu için yapılan siyaset ülkeyi bambaşka bir noktaya getirmiş görünüyor.

Neyse konumuz referandumun bu boyutu değil konumuz ''16 Nisan'dan sonra Türkiye'de neler olacak?'' AKP hükümeti ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hattında 'Evet' çıkmazsa ülke kaosa sürüklenir havası var. Muhalefet kanadında ise tam tersi. Şimdi sorulması gereken evet veya hayır çıkması durumunda Türkiye'nin yoluna nasıl devam edeceği. Birincisi tüm kamuoyunda konuşulan ama bir türlü siyasilerin açıklama yapmaktan çekindiği bir ekonomik kriz mevzusu var. Bunun yanında artan işsizlik, rekor kıran döviz, yaklaşmakta olan yeni bir turizm krizi derken enflasyon artıyor. Halkın satın alma gücü ve güven endeksi paralel şekilde düşüyor. Bazı marketlerde mutfakların temel ihtiyacı domates ve biber on liraya kadar çıkıyor. Ancak tüm bu gerçekler kanlı canlı karşımızdayken ne hükümet ne de Cumhurbaşkanı Erdoğan 16 Nisan'dan sonra bu durumun nasıl düzeltileceği konusunda tatmin edici bir açıklama yapmıyor.

'Evet çıkarsa yeni ve güçlü bir Türkiye gelecek' söylemlerine bakmayın siz. Kimse tarım ve hayvancılığın nasıl düzeltileceğini, işsizliğin nasıl azaltılacağını, ya da 429 milyar dolarlık dış borcun nasıl ödeneceğinden bahsetmiyor. Bunun yerine siyasi kutuplaşma almış başını gidiyor. Oy verdiği partileri bir kenara bırakıp karar kara düşünen bir kitle var işte bu kitle bu tür soruların cevabını bekliyor. Zannediyorum ki anket firmalarının art arda açıkladığı karasızlar grubunu da bunlar oluşturuyor.

17 Nisan sabahında Türkiye nasıl bir güne başlayacak şu an kestirmek gerçekten biz gazeteciler için bile çok ama çok zor. Şimdiden erken seçim konuşmaları yapılmaya başlandı bile. Türkiye tüm gücüyle son yıllarda tüm enerjisini seçime harcamaktan sıkılmadı herhalde. Şimdi mantıklı bir insanın düşünmesi gereken konular var. Bizim asıl olayımız son dönemde kimin iktidarda olacağı ya da Başkanlık Sistemi gibi siyasi kargaşalara yol açan konular olmamalı. Değerli okuyucular ülkemiz hiç olmadığı kadar zor durumda. Şimdi 15 Temmuz'dan ya da da öncesinden alt üst olmuş konulara bakalım: İşsizlik, turizm krizi, tarım bunalımı, cari açık, TSK, Emniyet, eğitim, siyaset, demokrasi, yargı, hukuk, insan hakları....

Bu saydıklarım sizin de takdir edeceğiniz gibi Türkiye'yi insan olarak düşündüğümüzde birer organ olarak kabul edilebilir. Şimdi sorarım size bu kadar organı neredeyse iflas etmiş bir insan ne kadar yaşayabilir? Bu kadar sorunu olan bir insan kendini tedavi etmekle mi uğraşmalı, yoksa ne giyeceğini mi (Başkanlık Sistemi) düşünmeli?

Son olarak bu cadı kazanına dönmüş gündemimizde 16 Nisan'dan sonra ne olacağı konusunda tahmin yürütmek zor ama şunu belirtmek lazım bu ülkenin asıl gündemi seçimler değil, olmamalı...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.