Geçtiğimiz günlerde önce ABD sonra da İngiltere'de alınan bir kararla beraber Türkiye'nin de içinde bulunduğu bazı Ortadoğu ülkelerinden gelen uçaklarda telefon harici elektronik cihazlarınyolcular tarafından taşınması yasaklandı. İlk bakışta sıradan bir yasak gibi duran bu önlem aslında çok şey ifade ediyor. Ancak maalesef cadı kazanına dönen Türkiye'de bu konu da bir çok önemli olay gibi hakettiği gündemi bulamadı. 

Bu yasaklar son aşamada Türkiye'den direkt uçuşların iptal edilmesine kadar varabilir. Nitekim yasak kapsamına alınan ülkelere bakınca üzülmemek elde değil; hem İngiltere'nin hem ABD'nin oluşturduğu havuza bakınca bundan sonraki hamleyi tahmin etmek zor değil. Yasak kapsamındaki diğer ülkeler ise Lübnan, Ürdün, Mısır, Tunus ve Suudi Arabistan. Kendine zamanında Avrupa'yı örnek alan Türkiye'nin yurtdışında daha doğrusu Batı'da nasıl bir imaja sahip olduğunu görmek açısından bu yasaklar açıklayıcı oluyor. Ülkemizde aydın sınıf tarafından her ne kadar dile getirilmese de Türkiye son 15 yılda tam olarak bir Ortadoğu ülkesine döndü. Geçen sene patlayan bombalardan sonra hükümete yakın gazetecilerin ''Biz Ortadoğu ülkesiyiz'' dediğine bakmayın çünkü bu adamların ne dediğinin pek bir önemi yok, onlar aldığı maaşın hakkını vermeye, ellerine gelen metini köşelerine taşıma görevini itinayla yerine getiriyor.

Dünya kaosa sürükleniyor bu bir gerçek. İngiltere'nin AB'den ayrılması, ABD'de Hillary Clinton'un seçimi kaybetmesi, Rusya'nın Ortadoğu ve Dünya siyasetinde daha fazla söz sahibi olmaya başlaması, Asya'nın yükselişi derken bu tür üçüncü dünya ülkelerini kapsayan yasaklar devede kulak kalıyor. Biz ülke olarak başkanlık sistemi referandumuna kilitlenmişken dünyada sular ısınıyor. Donald Trump'ın başa gelmesinin hemen ardından savunma harcamalarının arttırılması, Rusya'nın Moskova'ya 12 milyon kişilik sığınak yapması gibi haberler alttan alta dünya gündeminde kaybolmaya yüz tutuyor.

Kapitalist ve emperyalist bir dünyada kaos kaçınılmaz ama bizim burda düşünmemiz gereken şey Türkiye'nin durumu. Gelen ekonomik veriler, siyasi kargaşa, muz cumhuriyeti yapısına bürünmüş devlet kadroları, bilimsellikten uzak eğitim, tarihin en başarısız dış politika hamleleri, demokrasi ve insan haklarının ayaklar altına alınması bizi yeni dünyada nasıl bir sınıfta tutacak? Şöyle bir düşünelim: Diyelim ki dünyada büyük bir kaos (Savaş, buhran v.s.) çıktı ve ülkelerin kendini ve halkını korumak için büyük bir çaba sarfetmesi gerekti. Böyle bir durumda kaç kişi Tayyip Erdoğan'ı kendi temsilcisi olarak görecek yada AKP'ye oy verenler dahil yüzde kaçlık bir dilim AKP iktidarının bir krizle gerçek anlamda başa çıkabileceğine inanır?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.