Yılları deviren iktidarlar için sürekli ortaya atılan bir iddiadır metal yorgunluğu. AKP iktidarı için de yıllardır ara sıra söylenir ancak tam anlamıyla bu durumun bütünleştiği bir dönem yaşamadı AKP ve sonradan ayrışan Erdoğan hattı. 16 Nisan akşamında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve danışmanlarının surat ifadesi ve parti içinde bir türlü yükselmeyen ancak dedikodularla yayılan rahatsızlık hissini görmeyen yoktur. Şaibe karışmış bir referandum, haksızlık ve hukuksuzluğa batmış bir zulüm iktidarı, yargının bitişi, ekonomik kriz, tek adamlık v.s gibi sebeplerin patlama noktası metal yorgunluğuyla doğrudan alakalı. Bunların getirdiği bir de hevessizlik var.

Televizyonlarda görmeye alışkın olduğumuz coşkulu AKP kitlesinin yerine milliyetçi ve tehditkar bir güruh geldi. Yalan 'yerli üretim' haberleri yapılan yatırımların halktan çıkarılması ve üstüne üstlük bunun hizmet olarak gösterilmesini siyaset sanan bir noktaya kadar geldi iktidar. Çünkü artık forvette yalnız başına AKP iktidarı. Azalan rakipler, susturulan muhalefet bir şevk eksikliğine ve yorgunluğuna dönüşmüş durumda. 16 Nisan'dan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ve çevresi bunu fark etmiş olacak ki bu konu hakkında ''Böyle bir şey kesinlikle yok' ifadelerini kullandı. Ancak sizi temin ederim iktidar kanadının her bir bireyi metal yorgunluğun ve iktidar hevesinin azalışını iliklerine kadar hissediyor. Bunun en büyük nedenleri arasında ne yaptıklarının farkında olmaları.

Olmuyor, gerçekten olmuyor. Yargının ne hale geldiğini, zulüm iktidarına dönüştüklerini, yolsuzluk ve adam kayırmanın ne boyutta olduğunu, muhalefetin haklı olduğunu, Ortadoğu siyasetine battıklarını biliyor AKP mensupları. AKP iktidarının en büyük başarısı kendilerince bardağın dolu tarafını görmekti. Ancak artık ne bardakta su kaldı ne de ortada bir bardak var. Bir yere kadar yalan söyleyebilir insan; politikacı dahi olsa bir yere kadar rol yapabiliyor bir insan. İzlediğimiz aslında bir iktidar değil bir iktidar tiyatrosundan ibaret. Ve bu tiyatronun oyuncuları hakikaten çok yorgun nitekim seyirci de aynı tiyatroyu izlemekten bıktı.

********

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 'Başkanlık' sevdasına girmeden evvel her ne kadar biat kültürüne alıştırılmışsa da AKP içerisinde bir huzur vardı. Erdoğan ne kadar uğraştıysa da ne kendi tabanına ne de halka tam olarak bu sistemin kendisi için değil Türkiye için olduğuna inandıramadı. Ne olduysa Erdoğan ve çevresindekiler bir şekilde hem Türkiye'yi hem de AKP'yi uçuruma sürükleyen politikalara başladı. Bülent Arınç'ı Abdullah Gül'ü bile sildi Erdoğan'ın bu çevresi. Haliyle taban da Saray'daki 'tiplerde' rahatsız olanların sayısı da arttı. Vasfının ne olduğğu bilinmeyen Berat Albayrak'ın Bakan yapılması AKP'nin önde gelen isimlerinden Bülent Turan'ı bile rahatsız etti. Elektrik krizinde Albayrak'ı eleştiren bir yazı paylaşmıştı Turan. Şimdi bu önemsiz olarak görülebilir ama son zamanlarda Erdoğan'ın en çok güvendiği 15 Temmuz'da da yanından ayırmadığı Berat Albayrak'a AKP içerisinden birinin saldırabilmesi ''rahatsızlık seviyesini' gösteriyor. Neyse maziye fazla girmeyelim....

Büyük devletlerin, büyük adamların ve büyük iktidarların çöküşü en iyi oldukları dönemde başlar. Ulaştığınız en iyi yer aslında inişe geçtiğiniz yer anlamına da geliyor. Tayyip Erdoğan'ın ve AKP'nin bana göre en iyi yılları FETÖ ile kavgalı olmadıkları 17-25 Aralık sürecinden önceydi. Her şey paylaşılıyor, karşılıklı sevgi saygı mesajları gönderiliyordu Ankara'dan Pensilvaya'dan...AKP ve FETÖ'nün yol arkadaşlığının kesinlikle bittiği 15 Temmuz'da acısı halktan çıkan kavgada yararlı çıkan kimse olmadı. Her ne kadar OHAL AKP'nin cadı avına dönüşüp iktidara hizmet eden bir sistem haline gelse de iktidarın kan kaybettiğini görmemek imkansız. 15 Temmuz'ı ''Allah'ın lutfü'' olarak gören Erdoğan'ın da pişman olacağı günler uzak değil çünkü yazı başlığında dediğim gibi metal yorgunluk, paslanma artık çarkları çevirememe düzeyine geliyor.

Referandum bize gösterdi ki Türkiye'nin en büyük şehirleri 'Tek adamlığa karşı'' ancak bunun genel seçimlere nasıl yansıyacağı ve 2019'da şartların ne hale geleceğini kimse kestiremiyor. 16 Nisan gecesindeki ''surat ifadeleri'' çok şeyi anlatıyor, o ifadelerde heves eksikliğinin, yorgunluğun, suçluluk duygusunun izleri var. O surat ifadelerin Türkiye'nin bugünkü ve yarın düşeceği durum var. Dilerim AKP'nin başına gelen her şeyin halktan 40 kat daha fazlasının çıkarıldığı son yıllarda bu metal yorgunluk ve hevessizlik de halktan çıkmaz...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.