Milletin sırtına ek gelir vergisi, MTV zammı gibi ağır yükler 'acımasız patron' gibi atılırken Türkiye AKP içerisindeki depreme kilitlenmiş durumda. Bana sorarsanız AKP'li belediye başkanlarının istifasından daha önemli bir konu varsa o da mafya devleti haline gelen Türkiye'nin bu zam furyası ancak gündem el mahkum AKP'yi yazdırıyor. 

Dün Beştepe'de ağırlanan Ankara'nın tartışmalı Belediye Başkanı Melih Gökçek'in istifaya zorlandığı açık ancak Gökçek'in direndiği de biliniyor. AKP başa geldiğinde 7 ay direnip AKP'ye kayıt yapan ve çevresiyle beraber hep küçük bir iktidar olan Gökçek'in gidişi nasıl olacak bilinmez ancak medyada yansımasa bile erken doğum sancısı AKP teşkilatının kapısında hazır bekliyor. Balıkesir, Nevşehir veya Bursa derken istifaların AKP'ye nasıl bir ruh katacağı henüz kestirilemiyor. Anketlere göre ilk defa isim olak AKP'nin gerisine düşen Tayyip Erdoğan'ın 'Bakın müdahale ediyorum, parti yanlış yolda ben düzeltiyorum' mesajı vererek imajını kurtarma peşinde olduğu açık. Ancak sorulması gereken önemli bir soru var: Başkan temizliği AKP'yi ve Erdoğan'ı kurtarabilecek mi?

***

AKP içindeki çürümeyi görmeyen yok, her ne kadar buna 'Metal Yorgunluğu' deseler de bunun adı çürüme veya çözülme bana göre.  Yandaş yazarların bile artık itiraf ettiği 'AKP'nin bir hedefi, bir ruhu kalmadı' tespiti kök bakımından bu istifalarla ilişkili. Referandumda İstanbul ve Ankara'yı kaybeden AKP iktidarı başkan istifalarıyla yeni bir seçim havası yaratmaya çalışsa da bunda başarılı olacağını sanmıyorum. Mızrak artık çuvala sığmıyor; 1994 yılında Ankara ve İstanbul'u alan siyasal İslam iktidarı bu illerin elden çıkması durumunda iktidarın da gideceğini iyi biliyor. Nitekim İstanbul Büyülşehir Belediye başkanlığı adaylığına şu an ki Başbakan Binali Yıldırım'ın aday gösterilmesi bile konuşuluyor. Bu çaba bile mevcut Erdoğan iktidarının nasıl cebelleştiğinin göstergesi...

***

İstifalar şöyle bir dursun Türkiye'nin şu an en önemli gündem maddesi kapıdaki ekonomik kriz, durgunluk veyaz bunalım.(adına ne derseniz deyin)  'Ekonomiyle gelen ekonomi ile gider' mottosunu yıllardır çevremden duyuyorum, AKP'nin kopuşu ne istifalar ne metal yorgunluğu ne de dış politikadan olmayabilir. Milletin cebine göz göre göre el sokmaya başlanıldığına göre evine ekmek alamayan vatandaş ne Gökçek'in istifasını ne de metal yorgunluğunu dinler...

Bu yüzden de başkan temizliği, teşkilat yenilenmesi ne Erdoğan İktidarını ne de AKP iktidarını kurtaramayacak gibi duruyor. 15 yıllık AKP iktidarında ilk defa böyle bir iç karmaşaya şahit oluyorz. Yoğun gündem bunları konuşmamızı engelliyor olsa da AKP tarihinde böyle bir deprem olmadı. Artık belediye meclis üyeleri sosyal medyadan belediye başkanlarına saydırabiliyor. Gökçek'in Topbaş'ın gidişine göbek atacak binlerce AKP'li var. Ne olursa olsun AKP'nin başarısının bir sırrı da parti üyelerinin birbirine bağlılıklarıydı. Erdoğan son açıklamasında 'Parti'nin şerefi' dese de , kişilerin şeref ve haysiyeti çoktan partinin önüne geçti bile. 

***

Peki bundan sonra ne olacak? Bu sorunun yanıtı Türkiye gibi kaygan zeminli ülkelerde günden güne değişiyor maalesef. Ancak ortadaki tablonun Erdoğan'ın ve AKP'nin lehine olmadığı kesin. Yaklaşan dış borç ödemeleri, milletle dalga geçer gibi zam açıklayan Maliye Bakanı, Kürdistan referandumu, Suriye'Deki yenilgi, ABD ile gergin ilişkiler, Avrupa'da yükselen Türkiye karşıtlığı, parti kurma aşamasındaki Meral Akşener, Siyasete tekrar göz kırpan Abdullah Gül derken tabloyu lütfen kafanızda kendiniz oluşturun...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.