Kavramların içini boşaltabilmek gibi bir özelliğimiz var ülkece ya da demokrasiye ve hukuk devletine dönüşememezliğimizden kaynaklı bir bela bu kavram kargaşamız. ''Provokasyon'' sözcüğü de buna verilebilecek örneklerden biri ama bence en önemlisi. Nefretle birbirinin gözlerine bakan bir toplum haline geldik son yıllarda. Türkiye tarihte hiç olmadığı kadar ayrıştı. AKP hükümeti bunu bilmesine rağmen bu gerginlikten kazandığı oylar uğruna bu nefreti ve nifakı hiçe saydı. Okey masasında bile birbirini öldürebilecek seviyede anlayışsız ve sinirliyiz toplumca.... Hâl böyle olunca provokasyona çok açık hale gelen bir deneme tahtasına dönüştük.

Dış mihraklara, batı emperyalizmine, karşıt görüşlere bağladık provokasyonu ancak bu şekilde provokasyonun topluma sirayet etmesini önemsemedik yada önemsemesi gereken güruh hiç bir zaman önemsemedi tabiri caizse altına su kaçmadan. Şimdi 2017 Türkiye'sinde sözcük anlamı ''Birini, bir topluluğu suç sayılacak bir eyleme, harekete itmek için tahrik etme; kışkırtı, tahrik' ve Fransız kökenli olan provokasyon sözcüğünü, anlamını iyi kavramamız gerekiyor. Pimi çekilmiş bomba gibi dolaşan, haksızlığına uğradığını düşünen, ülkede hukuksuzluğun olduğunu gören ve ezilen insanların bir de kıyafetine ve inandığı değerlere saldırmak ve bu saldırıları yapanların aymazlığına karşı devletin bir önlem almaması tehlikeli bir sürece sürüklüyor Türkiye'yi..

1980 dönemi veya 28 Şubat süreci bir provokasyon türü yok şu sıralar zaten öyle bir toplumda yok artık. Toplum tahriklere karşı hazırlıklı oldukça bazı kesimler sınırları zorlayıcı provoke eylemlerine girişiyor. Dün Maçka Parkı'nda kadının kıyafetinden rahatsız olan güvenlik görevlisinin bir provokatör olduğunu düşünmüyorum ama provokasyona hizmet ettiği açık. Bu kendini bilmez ve  nereden güç aldığı açık şekilde ortada olan adam bir kadının kıyafetine karışabilecek aymazlığa sahip olabiliyor. İşte provokasyonun ne olduğu yada başka bir boyutu anlam kazanıyor. Çünkü bu tür şahıslar artık provoke eylemlerini hazırlayan kişileri artık uğraştırmadan her türlü tahriği yapacak şekilde bir tür sisteme sokulmuş durumda.

Bu olayın daha dumanı üstündeyken bugün de Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde sakallı ve kafasında takkesiyle eline orak almış başka bir provokasyon elemanı peydahladı. 'Dinimizde putperesliğe yer yoktur' diyerek Atatürk heykelini parçalamaya çalışan bu şahsın Maçka Parkı'nda kadına saldıran güvenlik görevlisiyle aynı yerden güç aldığı ve aynı şekilde habersiz hizmet ettiğinin farkında değil. Tüm hoyratlıklarıyla düşman belledikleri ya da düşman bellettirilen kesime saldırmaları tesadüf değil. Kavramlar karıştı en baş yazdığın gibi... Rabia heykeline saldırının olduğunu bir düşünsenize bir de bu saldırılardan sonra değerlerine saldırılmış hisseden ve buna tepki gösteren insanların tepki şekillerine... Provokasyondan kimin daha fazla güç alabileceği ortada zaten bunun sonucundan bu provokasyonların arkasında kimin olduğu da otomatikman ortaya çıkıyor.

Türkiye bu durumdayken maalesef bundan beslenen iç düşmanlar nasıl açık bir hedef olduğumuzun farkında değil. Bu şekilde karşı karşıya gelmiş bir toplumu provoke etmek de kolay bölüp parçalamak da… O yüzdem sağduyuya olan inancımızı kaybetmeden şortlu kadınlara saldıranlarla, Atatürk heykelini yıkmaya çalışanlarla değil bunu yaratan sınıfla uğraşmalıyız. Çünkü o sınıf öyle bir sınıf ki koltuk uğruna ölümleri ve zaten yeterince acı çeken Anadolu’yu hiçe sayabilecek tıynette maalesef.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.