Politikada medya araçlarının ne kadar önemli olduğundan bahsetmeye gerek yok, bilinen tabiriyle Yasama, Yürütme ve Yargı'dan sonra 'Medya' gelir. Ancak bu durum Türkiye gibi demokrasinin ve karşılıklı saygının olmadığı ülkelerde değişiyor. Kitle iletişim araçlarının yaklaşık yüzde 95'nin AKP-Erdoğan hattına yakın olduğu gerçeği Medya denilen şeyin Yasama, Yürütme ve Yargı'dan önde mi geldiği sonra mı geldiği ayrı tartışılır. Hele ki Türkiye gibi dünyada en fazla televizyon izleyen ikinci halkı barındıran bir ülkede siyaset bütünüyle 'Medya'dan ibaret desek yanlış olmaz.

Şunu unutmayalım bugünün medyasına bakıldığında yukarıda örneklediğim gibi 'Medya' iktidarın maşası olmaktan çıkmış bir bütünü haline gelmiştir. Son olarak bugün HDP'nin açıkladığı raporda devlet kanalı TRT Haber bir aylık süreçte yaklaşık 6 milyon kişinin oyunu almış ve referandum tercihini 'HAYIR' olarak tanımlamış olan partiye sadece bir ( 1 )dakika yer vermiş. İnanılması güç ama devlet kanalı dediğimiz ve halkın vergileriyle ayakta duran bir kurum son yıllarda hem genel seçimlerde hem de referandum süreçlerinde bangır bangır borazanlık yapıyor. Neden TRT'den örnek verdim diye sorarsanız cevabım belki de komik bir şekilde 'Çünkü devlet kanalı'' derim. Özel kanallar konusu çok daha karmaşık ve acınası maalesef. Havuz medyası olarak bilinen medya gruplarında halk resmen aldatılıyor. Ekonomik ve siyasi bunalımın hat safhada olduğu şu günlerde iktidara yakında televizyon kanalı ve gazeteleri açtığımızda sanki Türkiye güllük gülistanlık yoluna devam ediyormuş gibi. Bu haberlerin dışında tabi 17 ve 25 Aralık'tan beri gündemden düşmeyen bir FETÖ haberleri dizisi var. Öyle ki son olarak Halkbankası Genel Müdür Yardımcısı'nın ABD'de tutuklanması bile FETÖ'ye bağlandı.

*Bu görsel biraz olsun durumu açıklıyor

Şimdi medyanın verdiği kötü sınavda örnekler çoğaltılabilir ama ben büyük resme odaklanmak istiyorum. Türkiye'de medya adeta toplumun bir prangası olmuş durumda. Değerli okuyucularım medya (tv, dergi, Facebook, Youtube v.s) dediğimiz şey artık sandığımızdan çok daha etkili ve büyük. Yazılı veya yazısız etyik ve ahlak kurallarının en çok uygulanması gereken yer günümüzde medya. Artık her eve giren akıllı telefonlar, her odaya giren bilgisayarlar, her yaşa indirgenen sosyal medya uygulamaları tamamıyla bu bağlamda düşünülmeli. Şnasa bakındı iletişim araçları devriminin yaşandığı Milenyum çağında etik ve ahlak kurallarını hiçe sayan bir iktidar Türkiye'de yönetime geçti. Sosyal medya ile ilk kez tanışan Anadolu insanlarına ve paylaşımlarına ya da beğenilere bakın konunun ne kadar önemli olduğunu göreceksiniz. Bu örnek belki de sizin yakın çevrenizi düşünmenizde etkili olabilmiştir.

YÜZ ÜZERTİNDEN SIFIR

Gelelim gündemimiz olan referandum sürecine... Demokrasi İçin Birlik İnisiyatifi’nin yayınladığı raporda TRT ve diğer özel televizyon kanallarında referandum yayınlarında ‘Evet’e 485 saat, ‘Hayır’ ise 45,5 saat ayrıldığı tespit edilmişti. Rapora göre 1-20 Mart tarihlerindeki canlı yayınlarda cumhurbaşkanlığına 169 saat, AKP’ye 301,5 saat, MHP’ye 15,5 saat, CHP’ye 45,5 saat ayrıldı, HDP’ye hiç yer verilmedi. Diğer deyişle ‘Evet’ 485 saat canlı yayında anlatılabildi, ‘Hayır’ ise 45,5 saat.

Bu araştırma gösterityor ki referandum sürecinde Türkiye medyasının aldığı not yüz üzerinden sıfır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.