Ortadoğu'da siyah altının (petrol) varlığından haberdar olunduğundan beri kan hiç durmadı, satranç tahtasına dönen bu coğrafyada en ileri düzey dış politika hamleleri her daim hazır bekliyor. Silah firmaları, Siyonizm, emperyalizm, Arap krallıkları, mezhep çatışması ve benzeri yüzlerce başlık birbirleriyle göbek bağıyla bağlı. Dediğim gibi zor bir coğrafya burası ve görünüşe bakılırsa insanlık tarihinin başladığı bu yer insanlık tarihinin kaderini belirleyecek bir sahne gibi.

Şimdi bu konuya girişimin nedenini tahmin ediyorsunuzdur: Katar....Bilindiği üzere Sunni krallıklar Suudi Arabistan liderliğinde Katar ile bütün ilişkilerini kesti. 2 milyonluk nüfusu ve zengin yeraltı kaynaklarıyla dünyada adından sık sık söz ettiren bu küçük emirlik son yıllarda Ortadoğu politikasında piyon olmak yerine oyun kurucu olma peşinde tıpkı Türkiye gibi... Araplar bu başına buyruk hareket eden küçük körfez ülkesine haddini bildirmek için Donald Trump'ın ziyaretinden sonra ilişkilerini kesti. Böyle bir krizin ABD olmadan karar varılamayacağı aşikar ancak merak edilen şey Katar için alınan bu kararın Türkiye'yi nasıl etkileyeceği ve bu kararın altında aslında neler yattığı...

Dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım. Şimdi Katar dünya ekonomisinde ve dolayısıyla siyasetinde adından söz ettirmeye başlayan bir ülke. Ortadoğu'daki en büyük müttefiklerinden biri de Türkiye. Ortadoğu uzmanlarına göre Katar Türkiye ile birlikte Batı'nın terör örgütü ilan ettiği bir kaç gruba silah desteği veriyor. Bunun yanında Arap Baharı'ndan sonra oluşan yönetim boşluklarına destekledikleri grupları doldurmaya çalışan Katar ve Türkiye, Suriye, Mısır, Tunus ve Yemen gibi ülkelerde istediklerine ulaşamadı. Rabia ile tanıdığımız İhvan grubu da saf dışı edildi.

Türkiye sözde stratejik derinlik ile hareket eden ve Ortadoğu'da Türkiyesiz yaprak kımıldamaz zihniyetiyle hareket eden bir iktidar tarafından yönetiliyor. Benim korkum Ortadoğu'da saflar sıklaştırılırken başımızda Dış politika'' konusunda sınıfta kalmış'' bir yönetimin krizi yönetemeyeceği ihtimali. Neyse gelelim yazımızın başlığı olan 'Safların sıklaştırıldığı'' olayına.

Suudiler yanına Mısır, Bahreyn, BAE gibi ülkeleri alıp Katar'ı dışlarken aslında ileride İran ile girilecek savaşta herkesi taraf olmaya zorluyor. Yıllardır söylenen ABD-İran savaşına hiç bir zaman inanmadım çünkü artık ABD ve Rusya gibi ülkeler Irak savaşından sonra çok büyük bir olay yaşanmadıktan sonra sahaya inmez. Bunun yerine iplerini ellerinden hiç bırakmadıkları Sunni Arap ülkelerini kullanacaklardır. Katar krizi çok uzun sürmeyecektir. Sunni ülkelerin böyle bir karar alması Trump'ın ziyaretinden sonra gerçekleşti ve bir gözdağı niteliği taşıyor. Kuveyt gibi ülkeler arabulucu olup muhtemelen bu krizi sonlandıracaktır. Nitekim Katar'ın açıklamalarına bakılırsa El Sani (Katarı yöneten aile) kavgayı büyütme niyetinde değil.

Gelelim olayın Türkiye boyutuna.. Burada aklıma takılan bir şey var o da saflar sıklaşırken Türkiye'nin nerede duracağı konusu. Bilindiği üzere Cumhuriyet ilan edildiğinden beri Türkiye Ortadoğu meselelerine çok az müdahil oldu. Son yıllarda savaşın kapımıza kadar gelmesi ister istemez bizi de bu çukura sürüklüyor. Ancak yazımın başında dediğim gibi dünyanın satranç tahtası haline gelen bir coğrafyada 'bizsiz yaprak kımıldamaz'' stratejisinin çok bedelini öderiz. (Ödüyoruz da)

Katar'a böyle bir ultimatomun verilmesi Türkiye'ye ''kızım sana söylüyorum gelinim sen anla'' telkini olabilir. Çünkü Türkiye'in son bir yılda özllikle çok değişken bir dış politika seyri var. Bir Rusya, bir ABD derken topaç gibi dönüyoruz. Umarım safların sıklaştırıldığı şu günlerde ülkemizi yönetenler nerede durmasını gerektiğini (hiç umudum olmasa da) biliyordur. Özetle olay büyük ve Türkiye bu kayalıkların devrilmesinde bir çakıl taşı görevi görüyor ama unutmayalım bir çakıl tanesi Ortadoğu'da bir kayaya takoz olabiliyor....

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.