BİST
88258
ALTIN
145.965
DOLAR
3.5936
STERLİN
4.4832
EURO
3.8018

Bugün başlayan ve tüm dünyanın dikkatle izlediği Musul harekatına Türkiye alınmadı. Son yıllarda kendini küresel güç ilan eden Türkiye'nin 36 ülkenin katıldığı ve yanı başındaki Musul'a dahil edilmemesi Ortadoğu siyasetinde bir hiç olduğunu kanıtlıyor.

Dünyanın merakla beklediği Musul harekatı bu sabah karşı başladı. Ancak akıllarda Musul ile yatıp kalkan Türkiye'nin koalisyona dahil edilmemesi var. Son yıllarda kendisini küresel güç ilan eden Türkiye'nin 36 ülke arasında yer almayışı Ortadoğu'da siyasetin nasıl yürütüldüğüne adeta canlı örnek. Misak-ı Milli sınırları içerisinde olan Musul'a 30 bin askerle hareket düzenleniyor ancak orayı neredeyse vatan toprağı sanan Türkiye eli kolu bağlı oturuyor.

Türkiye özellikle Ahmet Davutoğlu döneminde Ortadoğu siyaseti ile çok fazla içli dışlı oldu. Stratejik derinlik adı altında yürütülen başarısız politikalar bir bir çökmeye başladı. Önce Esed faciası sonrasında Mısır, en son ise Irak'ta Türkiye'nin dış politikası adeta çöktü. Libya, Cezayir,Tunus ve İsrail ilişkilerinden bahsetmek bile yersiz. Böyle bir ortamda Suriye'de söz sahibi olmak isteyen Türkiye kredisini Fırat Kalkanı operasyonunda bitirdi. İşin trajik tarafı ise Türkiye'de siyasetçilerin tutumu. Nitekim Musul harekatı başlamadan başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere siyasi erk sanki Musul ve Musul'a yapılacak operasyonlara hakimmiş görüntüsü veriyordu. Bugün itibariyle Hükümet sözcüsü Buman Kurtulmuş ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın verdiği demeçler Türkiye'nin acizliğini gösterir nitelikte.

Öte yandan sosyal medyada Musul'a girmek için bekleyen ve şanlı Türkiye naraları atan güruh ise Twitter'da sabahtan itibaren Musul'da katliam var başlığı adı altında yalandan ağlıyor.

Peki Türkiye'de neler oluyor. İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş'un açıklamaları:

Şimdi Musul başladı, Türkiye Musul'a girmesin diyorlar. Ya nasıl girmeyeyim? 350 kilometre sınırım var, tehdit altındayım. 911 kilometre Suriye, 350 kilometre Irak. Hiç ilgi alakası olmayanlar giriyor Bağdat onlara "Gel" demiş, gel demediklerinde niye "Hayır" demediniz? Saddam size "Gel" mi dedi? Ama girdiler, kan gövdeyi nasıl götürdü? Milyonlarca insan öldü. Şimdi sizler hukukçular olarak inanıyorum ki yasaların diliyle değil hukukun diliyle konuşan insanlarsınız. Böyle konuşursak hak yerine gelecek. Bu bizim için çok önemli. Burada atacağımız adımlar bizim için çok önemli. Şimdi Musul'a operasyonlar başladı, kendilerine söyledik. Genelkurmay Başkanımız ABD'de, bir saat kadar önce kendisiyle görüştük ve ne gibi adımlar atıyoruz, ne yapıyoruz bunları konuştuk. Ve kendilerine aynısını söyledik. Biz operasyonunda da olacağız, biz masada da olacağız. Bunun dışında kalmamız mümkün değil. Burada bizim için bir tarih yatıyor, beyefendiler arzu ederlerse Misak-ı Milli'yi okurlarsa buranın bizim için ne anlama geldiğini anlarlar. Bizim Musul'da kardeşlerimiz var, aynı şekilde kuzeye doğru gittikçe sınıra yaklaştıkça orada akrabalarımız var. Bizim duyarsız olmamız mümkün değil. Kimse bizden Başika'dan çıkmamızı beklemesin, biz Başika'dayız ve DAEŞ'e karşı her türlü operasyonu yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Eğer mesele terör örgütüyle mücadele ise ta başından beri bu mücadeleyi veren biziz. Musul'daki kardeşlerimizi Başika'daki kampta eğiten biziz.

"Bölgedeki ikinci önemli şehir Musul şehridir. Musul ve Halep'teki statü, buradaki gelecek, burada ortaya çıkacak siyasi sonuç, bölgedeki siyasi sonucudu da etkileyecek önemli sonuçlardır. Bunun için başından beri Musul'un Musul halkı tarafından DEAŞ'tan arındırılması ve bölge yönetiminin halka bağlı olması gerektiğini savunduk. Koalisyon güçleri havadan yapacağı bombalarla büyük ölçüde DAEŞ'i temizler ancak sivillere zarar vermemek bakımından çok hassas davranılması gereken bir yer. Türkiye başından beri uluslararası koalisyonun operasyona destek vermesini ancak savaşçıların yerel unsurlardan oluşturulmasını savunuyoruz. Başika kampında ise dönemin hükümetinin davetiyle Türkiye orada eğitim kampı kurdu. 4 bine yakın Musul'un yerli halkından insanlar eğitildi. Bunlara Ninova mücahitleri adını veriyorlar. Şimdi bu grupların içerisinden yaklaşık 3 bin kişi Musul operasyonuna katılmıştır.

"Bölgede çok ciddi bir oyun oynanıyor, uzun süredir devam eden bu savaşların ve çatışmaların arkasındaki esas niyet bölgenin etnik bakımdan daha fazla bölünüp parçalanmasıdır. Dolayısıyla bu güçler üzerinden siyasi harita çizilmemelidir.

"Bu harekatı fırsat bilmek çok daha vahim sorunları ortaya çıkarır. Bundan böyle Şii milis, Sünni milis laflarını kenara atmamız lazım. Bölgedeki mesele Türkmenlik, Araplık, Kürtlük meselesi değildir. Bölgedeki mesele Musul'un kurutuluşu meselesidir. Onun için herhangi bir Musul operasyonunun mezhep arasındaki bir savaşa dönüştürülmemesi gerekir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.