'Komuşularla Sıfır Sorun' sloganı zamanın AKP iktidarında takdir gören bir söylemdi. Ortalık karışık, ülke ekonomik krizde Ortadoğu'da cephe savaşı yaşanıyor, 'BOP'un Eş Başkanıyım' diyen dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan yeni bir dış politika atağı başlattıklarını ve Türkiye'nin artık bölgede söz sahibi bir ülke olduğunu her fırsatta dile getiriyordu. Hakkını yemeyelim güzel girişimlerde bulunda AKP hükümeti ancak strateji denen şeyin esamesinin bulunmadığı AKP iktidarının foyası çok geçmeden hem içte hem dışta gözler önüne serildi. Burnunun ucundaki ülkeye selam bile veremeyen bir dış politika açmazında şu sıralar Türkiye.

****

Mustafa Kemal dışta güçlü olmanın ön şartının iç siyasetten geçtiğini yıllar önce söylemişti. Bu söz özellikle Osmanlı bağları yüzünden Türkiye için fazladan önem arz ediyor. Türkiye AKP'den önce pasif bir dış siyaset uygulasa da itibarını koruyordu. Ne olursa olsun Ortadoğu çukuruna sürüklenmemek için çok uğraştı iktidarlar. Ancak bunu kırmak isteyen AKP iktidarı altı boş bir özgüvenle daldı dış politikaya. Diplomasi ciddi bir iştir, hele hele Batı ile diplomasi zeka, strateji, öngörü ve daha yüzlerce meziyet istiyor; tüm bunların belki de bir kaçına bile sahip olmadan dışarıya açılan bir iktidarın acısını çekiyoruz ülkece.

Komşularla sıfır sorun politikası toplumun neredeyse bir çok kesiminden destek görüyordu zamanında, Ermenistan Cumhurbaşkanı ile maç seyrediliyor, Yunanistan Başbakanı ile açılışlar yapılıyor, Gürcistan ve Rusya arasında arabuluculuk rolüne giriliyor, 'Kardeşim Esad' ile tatillere çıkılıyordu. Ancak uzun sürmedi bu suni dış politika hamleleri. 50-60 yıllık planların uygulandığı Ortadoğu'ya 'Bizsiz yaprak kımıldamaz' diyenler balıklama atladı. Bugün Irak'la ilişkiler bozuk, Suriye ile fiili bir savaş durumu var. Ermenistan ile ilişkiler eskisinden de kötü, Yunanistan, Bulgaristan ve Irak'ı saymıyorum bile.

Sadece komşularla değil müttefik ülkelerle bile açık bir savaş var 2017 Türkiye’sinde. ABD açıktan Türkiye'nin terör örgütü ilan ettiği PYD'ye silah yağdırıyor. Avrupa ile girilen fasılların açılma süreci zamanında bayram havasında veriliyordu hem iktidar hem de medya tarafından. Bugün IŞİD, El-Kaide, terör ve diktatörlük başlıklarıyla Avrupa'da gündem olan Türkiye'nin oralarda da dostu kalmadı. Almanya ambargoyu konuşuyor, Fransa, İngiltere, Avusturya, İtalya, İsveç ve Hollanda gibi ülkelerin Türkiye'ye bakış açıları veya Türkiye ile geldikleri düzeyi anlatmaya köşem yetmez.

Yönümüzü Güney'e çevirelim. Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Libya, Suriye, Ürdün, Lübnan, Suudi Arabistan yani körfezin ve İslam dünyasının en güçlü ülkeleri Türkiye'yi ciddiye aldıkları zamanları çoktan geride bıraktı. Hele Mısır ve BAE açıktan Türkiye'yi teröre destek veren ülke olarak duyuruyor. Katar üzerinden Türkiye'ye mesaj vermeyi yeğleyen ve görünümde Türkiye ile sorunumuz yok mesajı veren Suudi Arabistan konusu daha da karışık.

****

Kısaca yazmaya çalışsam da içine girdiğimiz dış politika açmazı bir kaç paragrafla anlatılacak gibi değil. Almanya işine baksın, Nazi Avrupa, Batı sabrımızı sınamasın, Emevi Camii'nde namaz söylemleri medyayı ve siyaseti yakından takip eden biri için sayfalarca yazının özeti olabilir.

Ancak tüm bu gerçekler masadayken AKP iktidarı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan bu gerginlikten bile kendilerine pay çıkarmayı beceriyor. İçerde sindirilen medya ve muhalefet halkın ne denli bir yalnızlık çektiğimizi görmesine engel olurken 'Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur' ve 'Batı bizi kıskanıyor' gibi saçmalıklara inanılması bekleniyor. Ha buna inanan milyonlarca insan var mı? Var. Bu da Mustafa Kemal'in dışta güçlü olmanın ön şartının iç siyasetten geçtiğini söylerken neyi kast ettiğini açıklıyor. Düşünün ''Dünyanın en büyük Hava Limanı'' olarak tanıtılan (Ki gerçekte böyle bir şey yok) 3. havalimanı yüzünden Batı'nın ya da bilinen söylemle Almanya'nın Türkiye'yi kıskandığını söyleyen siyasiler ve buna inanan milyonlar var. İç ve dış siyasetin ne kadar ilişkili olduğunu AKP döneminde çok da daha iyi anlamış olduk.

***

Dış'ta itibarsızlaştırlan Türkiye'nin bu durumu nasıl toparlayacağı bilinmiyor, nitekim toparlanma belirtileri bile yok. Almanya ile krizin devam ettiği şu günlerde Erdoğan tabiri caizse ''gider'' yapmaya devam ederken Başbakan ve Bakanlar ardı sıra 'Almanya bizim için değerli' diyor. Ben bunu şöyle okuyorum: Yapmayın etmeyin bırakın Erdoğan istediğini söylesin, o iç politikaya konuşuyor. Biz biliyoruz ki Avrupa'nın en büyük devleti sizsiniz, siz de olmazsanız halimiz duman. Orta bi yolunu buluruz. Bunu böyle okumamın nedeni 'One Minute' denirken kapalı kapılar arkasında İsrail'den özür dilenmesi, 'Ey Avrupa...'' denirken Avrupa'da o sırada kredi dilenilmesi, 'Ege Türk gölüdür' denirken Yunanistan'a 16 adanın verilmesi... velhasıl-ı kelam söylenecek daha çok şey varken özet olarak Türkiye olarak zor zamanlardan geçiyoruz (geçiriliyoruz).

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.