Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a Zarrab tepkisi: Haberin vardı

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a: Devletin gizli bilgilerini Zarrab'a bakanların sattı; MİT uyardı, haberin vardı!

Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a Zarrab tepkisi: Haberin vardı

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a: Devletin gizli bilgilerini Zarrab'a bakanların sattı; MİT uyardı, haberin vardı!

Hasan KARADENİZ
Hasan KARADENİZ
05 Aralık 2017 Salı 15:16
12 Okunma
Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a Zarrab tepkisi: Haberin vardı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) grup toplantısını 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü nedeniyle Ankara Arena'da düzenledi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Sevgili Erdoğan, Reza Zarrab seni hiç kandırmadı. Tüm olaylardan en başından beri haberin vardı. Beni kandırdı diyorsan yalan söylüyorsun. Çünkü 17-25 Aralık'tan 9 ay önce, devletin en saygın kurumu senin önüne üç sayfa bilgi notu koydu" dedi.

Kılıçdaroğlu, "Evi aranmalı" diyen AKP'li Metin Külünk'ü evine eşiyle beraber davet etti. "Sayın Külünk'ü, hanımefendiyle birlikte evime davet ediyorum. Buyursun. Benim evim onun evi kadar zengin değil, mütevazı bir ev" diyen CHP lideri, "Gelsin eşiyle beraber, arzu ederse evimi gezdirebilirim kendisine. İstediği kitabı alabilir, pek hoşlanmaz ama... Ama vallahi de billahi de benim evimde ayakkabı kutusu yok" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu Eşitlik ve Adalet Kadın Buluşması'nda şu ifadeleri kullandı:

"1934'te bu hakkı Atatürk yasayla tanıdı"

Efendim bugün 5 Aralık, kadına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin 83'üncü yılı. 1934'te bu hakkı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, parlamentodan çıkardıkları yasayla tanıdılar. Fransa bu hakkı 10 yıl sonra, 1944'te verdi. Arjantin, Meksika 1946'da verdi. Çin, 1947'de, Yunanistan 1952'de verdi. Belçika, 1960, İsviçre, kadına seçme ve seçilme hakkını 1971 yılında verdi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün size verdiği hakkı, 37 yıl sonra verdi İsviçre kendi kadınlarına bu hakkı. 

"Talimatım: Yüzde 33 kadın kotasını içeren yasa teklifini sunun"

Bütün kadınların önünde söz veriyorum, önümüzdeki günlerde grup başkanvekillerime talimatım, yüzde 33 kadın kotasını içeren yasa teklifini sunun. Biz bunu Genel Kurul'a indirdiğimizde kadınlara haber vereceğiz. Kim buna evet diyor, kimler kadınların katılmasını istemiyor. Hep birlikte göreceğiz. 

Madem ki kadınlar hak istiyorlar, eşitlik istiyorlar, üretmek istiyorlar, siyaset istiyorlar... Bütün bunların tamamını sağlayan bir tane parti var, Cumhuriyet Halk Partisi. Gelin Cumhuriyet Halk Partisi'ne. Sizin yaşam tarzınızı, kılık kıyafetinizi asla sorgulamadık. Sorgulamayacağız. Size her türlü hakkı verecek olan Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Kırsalda kadın 12 saat çalışır. Dağda, tarlada, ovada, bayırda çalışır. Sırtında yük taşır. Ama bu kadın kente geldiğinde, "çalışmayacaksın, evde oturacaksın" deniyor. Biz sizin daha görünür olmanızı istiyoruz. 

"Sevgili Erdoğan, doktoru yanına al"

Efendim, hala belgeler sahtedir diyorlar. Kendilerine cevabım çok basit. Kardeşim madem sahteydi, Meclis'te komisyon kuralım. Çoğunluk sende, gelmiyorsun. Komisyon kurmuyorsun. Belgelerin sahte olmadığını sen de biliyorsun. Benim sözüm söz, bunu sonuna kadar takip edeceğim. Efendim bu bir şirket ticaretiymiş. Bu hangi şirket? Cevao yok. Karı ne? Cevap yok. Bu transferler niye yapıldı? Cevap yok. 1 Sterlin'lik şirket 15 milyar dolarlık ticareti nasıl yapıyor? Cevabı yok. 
Sevgili Erdoğan, gözlerinden öpüyorum seni. Oğluna sor, damadına sor, dünürüne sor. Ben bunların hepsini biliyorum. Sevgili Erdoğan, doktoru yanına al. Enişten Ziya İlgen'in Man Adası'nda şirketi var mı? Enişte, Man Adası'nda niye şirket kursun? Bunları bileceksin. bu şirketin sermayesi nedir? Bileceksin.

"Kaboğlu dışarı çıkarmazsın, Zarrab gibi bir sahtekarı ülke dışına yollarsın"

Bununla yetinmediler, televizyona çıkardılar. Bir şarlatanın önünde diz çöktü bakanlar. Plaket verdiler. İtiraz edildi, rüşvet çarkı çıktı ortaya. AK Parti'nin milletvekilleri, rüşvet alan adamları akladılar. Rüşvet alan bakanları akladılar. Rüşvet alan bakanların Yüce Divan'a gitmesini engellediler. Reza Zarrab'ı serbest bıraktılar, yurt dışına çıkışını yasakladılar. İbrahim Kaboğlu gibi dünya çapında bilinen bir bilim insanını dışarı çıkarmazsın, Reza Zarrab gibi bir sahtekarı ülke dışına yollarsın. ABD'de gözaltına alındı. Bizimkilerde bir telaş. En çok da gözünden öptüğüm adam telaşlanıyor. Başbakan gitti Zarrab'ı almaya, adam vermiyor. 

"Bir sahtekar için ABD'ye iki kez nota verildi"

Şu Amerikalıların da yaptığı zulüm, vereceksin kardeşim... Sonra şeref madalyası takılacak kişiyi ABD, hapse attı. Nota verdik, iki sefer. Şimdi AK Partili kardeşlerimin vicdanlarına sesleniyorum. Bir sahtekar için ABD'ye iki kez nota veren hükümet, Kuzey Irak'ta askerlerin başına çuval geçirildiğinde bir nota bile vermedi. 

"Zarrab konuşursa" diye korkuyorlar, adam sonunda bülbül kesildi. Reza Zarrab sahtekardır, ama devletin sırlarını da parayla alan birisidir. Bakanları elde edebilen birisidir, bakanlara rüşvet veren birisidir. 11 Ekim 2013, Reza Zarrab ile dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler telefonda konuşurlar. MİT beni takip ediyor, söyle takibi durdursunlar diye. Güler'in cevabını aynen okuyorum, "Abiciğim, sen hiç o konuda merak etme. Rahat ol. Senin İçişleri Bakanlığı'nda, MİT'te, Maliye'de bir şeyin yok. Bir şey olursa ben senin önüne yatarım" diyor.  Bu beyefendi bakanı elde etmiş ya, parayla bakana diz çöktürmüş. Devletin sırlarını parayla öğreniyor. 

Zarrab'ın rüşvet dağıttığı kişilerden biri de Halkbank Genel Müdürü Süleyman Asla, "Banka genel müdürünün dürüstlüğünden şüphem yoktur" diye. Ya adam hırsız, evinde ayakkabı kutusu çıkmış. Niye dolar istiflesin? Olsa olsa saflığının kurbanı olmuştur. Bir sahtekar, bankanın genel müdürüne açıkça rüşvet verdi. Bakın bir şey daha var. Bu hükümetin tuttuğu avukat, bankanın genel müdür yardımcısını savunuyor. Victor Rocco. Bu avukat söz alıyor rüşvet suçlamaları karşısında. Bakın hükümetin gönderdiği avukat, yüksek makamlara ayakkabı kutularında rüşvet gönderen Zarrab'tı. Bu bankanın avukatı söyledi bunları. Açık ve net, Zarrab'ın Süleyman Aslan'a rüşvet verdiğini itiraf etti. Ey Erdoğan, senin gönderdiğin avukat bunları söyledi. Sen ne yaptın? Ziraat Bankası Yönetim Kurulu'na atadın bu adamı. 

"MİT uyardı, haberin vardı"

Efendim Reza Zarrab bülbül gibi ötünce casus oldu. Hain oldu. E düne kadar beraberdiniz. Tıpkı FETÖ gibi, aynı menzile yürüyorlardı. Düne kadar kolkolaydınız. Zarrab'a da ne istediyse verdiniz siz. Bakan istedi bakan verdiniz, rüşvet istediniz rüşvet verdi. Her şeyi para karşılığında yaptınız. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Reza Zarrab hakkında soruşturma açtı. Gizli kalması gereken bilgileri temin ettiği gerekçesiyle mal varlığına el konmasına karar vermiş. Zarrab'ın casus olduğunu, her türlü bilgiyi aldığını size daha önce söylemiştim. Reza Zarrab'a devletin sırlarını kim verdi. Her şeye rağmen Trükiye Cumhuriyeti saygın bir devlet, saygın kurumları var. Ve 18 Nisan 2013 tarihinde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önüne ir bilgi notu bırakılır. MİT, üç sayfalık bir bilgi notu bırakır. Yapılan tüm sahtekarlıklar anlatılır. "İran'a yönelik ekonomik ambargoya rağmen İranlı şahısların para transferi gerçekleştirilmesi bağlamında R. Sarraf'ın ABD'de yasaklı ilan edilebileceği, Ebru Gündeş Sarraf ile evliliği nedeniyle kamuoyunun dikkatini üzerine çektiği için Çağlayan ve Güler ile ilişkilerin açığa çıkması halinde bu bilgiler hükümet aleyhine kullanılabilir" deniyor. 17-25 Aralık'tan 9 ay önce gitmiş bu bilgi notu. Bu sahtekarın yaptığı dolandırıcılık, bakanlarına verdiği rüşvet, senin önüne devletin en hassas kurumu tarafından önüne kondu. Sen bu dosyayı kapattın. Sen bunu görmezden geldin. Bu bilgileri kim verdi? Bu bilgilerin tamamını senin hükümetin verdi. Senin hükümetin, Türkiye Cumhuriyeti devletine ihanet etti. Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün sırlarını Zarrab'a teslim ettiler, para karşılığında üstelik. 27 Mart 2014'te ben bunu söyledim. Ama o zaman savcılar kulaklarını tıkıyorlardı. Çünkü Zarrab çok sevimli bir adamdı, çok hayırseverdi. Hala rüşvet dağıtıyordu, şimdi uyandılar. Erdoğan diyebilir ki, "Reza Zarrab beni kandırdı". Tıpkı FETÖ gibi, PKK gibi. Vallahi de billahi de söylüyorum sevgili Erdoğan, Reza Zarrab seni hiç kandırmadı. Tüm olaylardan en başından beri haberin vardı. Beni kandırdı diyorsan yalan söylüyorsun. Çünkü 17-25 Aralık'tan 9 ay önce, devletin en saygın kurumu senin önüne üç sayfa bilgi notu koydu. 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.