ABD BaşkanI Donald Trump'ın emriyle Suriye'de Esad'a bağlı rejim güçlerinin vurulması AKP iktidarı, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve çevresinde bayram havası yarattı. Hatta Trump Suriye'ye müdahele açıklamasından sonra Erdoğan 'Lafta kalmasın. İcraat ortaya konulursa Türkiye olarak bize ne düşüyorsa bunu yapmaya hazırız, asla çekinmeyiz" dedi. Erdoğan'ın bu açıklaması ilk etapta müttefik devlet olan ABD ile ortak hareket etme ve ortak çıkarlar doğrultusunda destek olarak anlaşılabilir, ancak durum bundan ibaret değil.

Uçak krizinin ardından Rusya'dan ve Putin'den özür dileyen Türkiye, Rusya ile diplomasinin ne kadar çetin ve çetrefilli olduğunu anlamış oldu. Öyle ki Rusya'nın baskısıyla Erdoğan ve AKP kanadı 'Esad'a razı olabilir 'yorumları bile yapıldı. Aslında Astana ve Cenevre görüşmelerinde Suriye konusu az çok Türkiye'nin istediği doğrultuda ilerliyordu ta ki masaya Kürt kozu getirilene kadar. 

ABD'de Trump'ın başa gelmesi ve FBI-Pentagon-Beyaz Saray gerginliği Suriye konusunda ABD'nin harekete geçmesini engelliyordu. O sıralarda da Türkiye Rusya'yı ikna edememiş Ruslar ne olursa olsun Kürtlerle beraber çalışılacağını açık açık dile getiriyordu. Türkiye'nin umudu ise Obama'dan kalan Suriye politikasında devre dışı kalmış bir Türkiye'nin T rump'ın yeni Ortadoğu planı ile  tekrar oyuna dahil edilmesiydi. İşte bu yüzden ABD donanmasına ait gemiden Suriye'deki hava üssüne yapdırılan bombalar Türkiye'de olumlu karşılandı.

Ankara yeniden oyuna dahil olabilmek için desteğini esirgemese de Türkiye'nin aslında Suriye'de yeri yok, daha doğru bir tabirle Suriye'deki satranç masasında Türkiye sadece kuru gürültü koparan bir seyirci gibi duruyor. İki büyük dev ABD ve Rusya Türkiye'nin kesinlikle karşı olduğu Kürt kozunu Ankara'nın alehine olabilecek şekilde masada tutuyor. Bu oyunda Ankara'nın devre dışı kalması yada oyuna hiç bir zaman dahil olamamasının bir sebebi de ''Bizden habersiz Ortadoğu'da yaprak kımıldamaz'', ''Emevi camiinde Cuma Namazı' minvalin bir dış politikayla yola çıkılmıl olması olarak gösterilebilir.

Şimdi binlerce siyasi paradoksun sadece bir kaçını yazdığım Suriye'de Türkiye ve Trump konusuna bakalım. Bilindiği üzere Hillary Clinton'un seçilememsi özellikle AKP ve AKP medyası tarafından sevinç kaynağı olmuştu ve Obama'nın gidişiyle beraber Ankara'nın umudu yeni bir Suriye politakası beklentisi oluşmuştu ki bu hala devam ediyor. Bilirsiniz ABD'de Başkanlar sadece vitrindir ne olursa olsun büyük dev çıkarları doğrultusunda hareket eder ve her ne kadar seçim kürsülerinden naralar atılsada ABD'de seçilen Başkan Beyaz Saray'daki koltuğuğa oturduğunda birden bire 'TEK DÜZE' politikayı benimsemek zorunda kalır. 

Ankara harıl harıl ABD'den gelecek yeni politika beklerken Suriye'nin bombalanması tam da bu yüzden AKP-ERDOĞAN hattında sevinçle karşılandı. Ancak görünen o ki Türkiye Yankee'lerin umrunda bile değil. Trump Başkan olduğundan beri Türkiye ile tek teması bir telefon görüşmesinden öteye geçemedi. Öyle ki Türkiye'nin Ortadoğu'da baş düşmanlarından biri olan Mısır Lideri Sisi bile Trump'la yüz yüzde ve diplomatik yollarla defalarca görüştü.

Tüm bunlar yaşanırken AKP medyasının 'Trump Reis' nidaları devam ediyor. Suriye'ye 59 bomba atarak ABD'nin tam olarak neyi planladığı ve İdlib'teki kimyasal saldırı olayı tam aydınlanmamışken Trump'ın saldırı emrini neden verdiği tartışılırken Ankara doğal olarak kendi çıkarları peşinde. Ancak görünen köy kılavuz istemez, Türkiye'nin Trump sevdası boşuna....

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.